Img 0205Img 0033
(Trabzon kolbastı) -
(Kolbastiiii) -
(Van halay kürtçe parça) - Sadakatli Olmak Kadar Zor Birşey Varmı ki Hayatta... - Blogcu


Dinamik ve Statik :)






Her yıl ,her ay ,her gün birbirinden farklı geçiyor.Hatta insanın bir saati bir saatini tutmuyor. Neden acaba...?
Değişen zaman mı değiştiriyor bizi ; yoksa değişmek isteyen biz mi değiştiriyoruz kendimizi... Bazı zamanlarda değişime ayak uydurmak güzelken bazı zamanlar hoş olmayabilir. İnsanın sürekli kendini güncellemesi, yeni şeyler öğrenmesi güzeldir.Çünkü insan dünya da en yüce varlıkta olsa bir eksiklik içindedir devamlı. İnsan bunu anlayarak hareket etmeli ve asla tamam bunu öğrendim dememeli.Yoksa ne kendini geliştirir ne çevresini...
Lakin bazı şeylerde vardır ki insan o özelliklerinde tutarlı ve güvenilir olmalıdır değişmemelidir, dönmemelidir. Kişilik ve karakter anlamında insan ağır bir kaya parçası gibi olmalıdır ki ne sel alsın ne de yel. Bir ordan bir oraya savrulmasın.
İşte hayatta ne zaman nerede duracağını , ne zaman ne yapacağını bilmek bu olsa gerek...

Yorum (1) Yorum yaz!

Tepkim Sana Mutsuzluk





Farkındalık ve farklılık her insanın hayatında olan ve olması gereken şeylerdir.Rutin bir hayat,hayattan ve çevreden zevk almayı engellediği gibi insanlarda ki duyguları körelterek bir robot gibi yapar.Robotlaşan bir insanı ele geçiren bir beyin ona her şeyi yaptırabilir.Hayatını kendi için yaşmaktan çok zorunluluktan yaşamaya başlar. Böylece sokakta,çarşıda,asık suratlı mutsuz insan profili gerçekleşmiş olur.Karar sizde…Ya canlanın ya robotlaşın. Ama gülmek size yakışıyor.

Yorum (0) Yorum yaz!

Ne Güzel ve Anlamlı Birgün


İş, güç, yalnızlık,güneşzilik ve günsüzlük…
Yeni yazının başlığı böylemi olsa acaba.
Yada yazı yazamasam.
Köşe yazarlarının, entelektüellerin, düşünürlerin, gazetecilerin dönüp dolaştıkları
yerleri bugün aklımdan geçirmesem diyorum.
Bugün akımların etkisi altında kalmayıp, irademin ve bedenimin secde ettiği ALLAH’ın
Habibi için toplasam kalemlerimi ve birleştirsem.
Bütün akılların birleşip onun kullandığı bir bağların derinliğine erişemeyeceklerini
bilerek bütün kalemlerimi toplasam ve çok bilmişliğimi, artristik kelimelerimi,
felsefik tartışmaların ateşlediği nefsimi, dağ kılmak yerine dağlasam bugün…

Peygambere bir mektup yazsam…
Ellerim hiç bu kadar titrememişti efendim.
Kütüphanedeki hiçbir kitabı tanımıyorum seni düşününce, kitaplarıma kaldığım yerden
devam edemiyorum.
Fikri tartışmalarda savunacağım düşünceleri bile savunamıyorum.
Sonu izmle biten düşüncelerin yozluğunu umursamıyorum.
Kesip biçenlere, atıp tutanlara, entelektüel dergahın içinde, tanrı kabul ettikleri
bilimin savrukluğuna aldırmıyorum.
Sen olsaydın diyorum, tartşılmazdı kavramlar, uzlaşırdık her konuda…
Demogoji yaparak kutsanan beyinlerce, iteklenen herşey biterdi.
İlmini alır haddimizi bilirdik.
Azıcık susardık, sen olsaydın burnumuzun dikine gitmezdik.
Aklımıza esen havayla, ağzımıza geleni söylemezdik. Sen olsaydın, kendimizin bir
karşılığı olurdu.
Sen olsaydın bildiğimizi bilirdik.
En çok satan kitapları okuyarak, kendimizi bir bilen ilan etmezdik.
Kelimeleri israf etmezdik, matematiği kutsamazdık.
Dar düşünüp çıkar yol bulamamaktan yakınmazdık.
Her el sıkıştığımız düşünce karşısında, benliğimizin sömürülmesine izin vermezdik.
Dilimizi başkalarının diline çevirmezdik.
Sen olsaydın şiir yazılmazdı ve köşe yazılarının kapanırdı  köşeleri.
Fizik yasalarını mutlak aklın yarasaları haline dönüştürenlerin,kesilirdi dönüşümleri.
Sırf konuşmak olsun diye, harf sırasına göre boşluğa düşmezdik.
Sen değdiğinde bize biz sana değen olurduk ve sana erişirdik, sen bizleri ertelemezdin,
sana danışan ümmetini geri çevirmezdin.
Açıklardın, anlatırdın, aklımıza su serper bizleri endişe tuzağına düşüren düşünce
sahiplerine kendini siper ederdin.
Sen olsaydın Uhudu, Bediri, Hudeybiyeyi yaşardık.
Ve bütün bunlar karşısında, kimse bize hikaye anlatmazdı.
Akılcıların, çoğulcuların, liberallerin, demokratların, milliyetçilerin,
sosyalistlerin kelimeleri silinirdi kendi akıllarından.
Yabancı düşünürlerin, epikilüstlerin, stoisyenlerin, hedonistlerin söyledikleriyle
fikir hamallığı yapmazdık, sen olsaydın sana yaslanırdı akıllarımız ve seni bilirdik
sadece.
Sen olsaydın bozguna uğramakla yenilmek arasındaki çizgiyi hatırlar ve yenilgiyle
sonlanan fikri mücadelemizi bile  hayra yorar bize Uhudu hatırlatırdın.
Şimdi ellerim titriyor efendim…o çok bildiğim sandığım bütün bilimler kırışıyor
senin bir zerre ilmin karşısında.
Şimdi aklın sarsılıyor efendim, düşüncelerim susmakta, sana ve senin kullandığın
küçük bir virgülü bile fikrinin bağrına basıyor ve bastıkça parçalanıyor, dahada
küçük parçalara ayrılıyor dünyanın atomları.
Şimdi sadece sen olsaydın, ve bizde sadece sussaydık. Konu sıkıntısı çeken dar
beyinlerin sana koştuğunu görseydik, bilimlerini ilminle kıyaslayanların susup seni
dinlediklerini görebilseydik.
Ve seni bize gönderen ALLAH a seninle şükretseydik,.
Şimdi sen olsaydın, dili tutulurdu dünyanın, eli ayağı birbirine dolaşırdı
denklemlerin, parabollerin…
Şimdi sen olsaydın sadece sen olurdu kainat…

Fani dünyamıza şeref verdin, onu anlamlandırdın, doğrusu sana doyamadık efendim.
Seni sevdik ve her zaman özlemini büyüttük yüreğimizde, seni sevmeyi ve özlemeyide
ibadet bildik, seni hiçbir zaman unutmayacağız.
Efendim taptaze bir haberdir gelişin, iyiki geldin, hoş geldin.
Kutlu doğumunun yıldönümünde seni rahmetle , minnetle anıyoruz.
 

Alıntı
umutfm

Yorum (1) Yorum yaz!

Sevmek Sevgi :)



Sevgi ne muhteşem bir duygu.Yeni bir boyuta geçmiş gibi oluyor insan.Eski şeyler daha farklı geliyor.Daha bir heyecanlandırıyor heyecanlar.Her neyi olursa olsun sevmek yeni duygular kazandırıyor.Her şeye güzel bakmak;şefkat merhamet,mutluluk ve hüzün gibi duyguları daha yakından tanıtıyor sana.Hele ki sevgin karşı cinse ve karşılıklıysa daha bir çocuklaşıyor insan.O her insanın içindeki çocuk çıkıyor ortaya.Çocukluk saflık,masumluktur ya hani.İşte insanın hiç çıkaramadığı,hiç tatmadığı duygular sevince çıkıyor...

Sevmek başka bir şey oluyor gurur yoksa ortada ve ortalık malı olmazsa.Sevgimize sahip çıkalım her zaman.Çünkü sadece severken yaşadığımız ve yaşayacağımız duygular vardır.Bambaşka,apayrı…

Yorum (1) Yorum yaz!

Görmek mi Hissetmek mi....



Bakmak gerek görmek gerek. Daha da ötesi hissetmek gerek. Bazen öyle anlar gelir ki bakmak görmek işe yaramaz. İşte o zaman hissettiklerin gördüklerinden daha gerçek olur. Haydi anla anlabilirsen ve anlat anlatabilirsen. Her gördügünü yaşamayabilirsin ya da gerçekci bulmayabilirsin.
Ama hissettiklerini içinde sadece kendi başına yaşarsın ve tüm gerçekciliğiyle paylaşırsın içinde.....

Yorum (0) Yorum yaz!

Şems Ve Felsefeciler....





Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî’ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i Tebrîzî hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak istediklerini belirttiler, Şems-i Tebrîzî;
“Sorun!” buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o soracaktı.
Sormaya başladı:
“Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım.”
Şems-i Tebrîzî hazretleri;
“Öbür sorunu da sor!” buyurdu.
O;
“Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azâb edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi?” dedi.
Şems-i Tebrîzî;
“Peki öbürünü de sor!” buyurdu.
O;
“Âhirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezâsını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın!” dedi.
Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamânın kâdısına gidip, dâvâcı oldu.
Ve;
“Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu.” dedi.
Şems-i Tebrîzî;
“Ben de sâdece cevap verdim.” buyurdu.
Kâdı bu işin açıklamasını istedi. Şems-i Tebrîzî şöyle anlattı:
“Efendim, bana Allahü teâlâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim.”
O kimse şaşırarak;
“Ağrıyor ama gösteremem.” dedi.
Şems-i Tebrîzî;
“İşte Allahü teâlâ da vardır, fakat görünmez.
Yine bana, şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı.
Yine bana;
“Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz.” dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyâda küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayâtında niçin hak aranmasın?” buyurdu.

Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahcûb olup, söz söyleyemez hâle düştü.

Yorum (3) Yorum yaz!

Yürekten Samimice




Çocuklar bir kor gibidir.
Onlara yürekten hafif hafif üflersen alevlenir, büyür.
Ama hızla üflersen kor söner, kül olur, kayıp olur.

Yorum (1) Yorum yaz!

Şükür





Tehlikelere yaklaştıkca şükretmek geliyor sürekli insanın içinden.Ve daha da bir koyuyor insana önce etmediği için. Düşünsene biri bizi sadece işi düşünce arıyor soruyor kimbilir neler derdik arkasından,yapmak istemezdik istediği şeyleri... Ama şüphesiz ki Allah büyüktür ve tövbe edenlerin tövbesini kabul eder yardım isteyenlerin yadımına koşar.
Bunlar için bizim yapacagımız tek şey ise şükür.
Ne kadar garip ve gerçek değil mi?

Yorum (3) Yorum yaz!

KİTAP TAVSİYESİ

Allah'sız Müslümanlık
 






Ömer Lütfi Mete
PROFİL YAYINCILIK



“Allah’sız Müslümanlık” deyimi ile ne anlatılıyor?

Bu soruyu bir cümlede ifade etmek gerekirse, “Güçlü ve etkin bir iletişim çabası sergileyerek Allah ile beraberlik kuramayan İslami yaşayış biçimi” derim…

Müslümanlık, kişi için
huzur ve mutluluk sağlayan bir tercih değil de,Ürkütücü bir Tanrı’nın koyduğu külfetler bütünü şeklinde yaşanırsa bu, gerçek bir dinin hedefleyebileceği durum olamaz.

Öyle inanıyorum ki, çağımızda Müslüman kimliğini önemseyen her
insan, yaşadığı çelişkileri özgürce sorgulayıp tartışabilse benimkilere benzer sonuçlara ulaşacaktır.

Alıntıdır...

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Sitenizesayac.com site statistics